MİNİ ANKET
Üniversitemiz Uzaktan Eğitim Programları arasında mevcutların dışında hangi yüksek lisans programının açılmasını istersiniz?









Katılımınız için teşekkür ederiz.
Sonuçlar yeterince oylama yapıldıktan sonra yayınlanacaktır

Ahmet Yesevî Üniversitesinde Geçmişte, Günümüzde ve Yakın Gelecekte Din Gerçeği ve İslâmî İlimlerin Önemi Konferansı

Ahmet Yesevî Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İdris Şengül tarafından düzenlenen konferansın bu haftaki konusu "Geçmişte, Günümüzde ve Yakın Gelecekte Din Gerçeği ve İslâmî İlimlerin Önemi" oldu. 17 Şubat Cuma günü saat 11,00’de, Rektörlük binasının 4. kat konferans salonunda gerçekleşen konferansa İlahiyat Bölümü hocaları ve öğrencileri katıldı.

Konferansta konuşan Prof. Dr. İdris Şengül, ilk olarak din gerçeği ve insan fıtratı ile ilişkisi üzerinde durarak, insanlık var olduğu sürece insanlığın fert ve toplumlarından dinin, din ve inanç duygusunun hiçbir zaman tamamen sökülüp atılamayacağını, yok edilemeyeceğini ancak totaliter, baskıcı, diktatörlük ve yasakçı rejimlerde, idarelerde inancın kalplere, zihinlere hapsedilebildiğini ifade etti. Ancak baskı ve yasak kalktığında, hürriyet ortamlarında din ve inanç duygularının eskisinden daha güçlü ve canlı bir şekilde yeşerdiğini örneklerle ortaya koydu.

Konuşmasının devamında da kâinatın, evrenin işleyişinde var olan tabiat kanunları gibi İnsanlık tarihinde fert ve toplumların maddî- manevi yükseliş ve düşüşlerinde hakim olan sosyal kanunların yani İslâmî İlimler literatüründe sünnetullah veya adetullah tabir edilen; tabiat kanunlarına göre çok esnek, ancak sebep-sonuç ilişkilerinde tamamen kesinlik arz eden sosyal kanunların var olduğunu belirtti.

Son olarak da bu sunnetullah tabir edilen sosyal kanunlar çerçevesinde başka bir ifade ile Tarih Usûlü veya Tarih Metodolojisi çerçevesinde yaklaşık olarak 1700'lü yıllarda başlayan seküler, pozitivist veya modern çizginin 1900' e kadar gelişimini nasıl sürdürdüğünü daha sonra özellikle birinci Dünya Savaşı, Bolşevik ihtilali ve ikinci dünya savaşıyla insanlığın mutluluk yerine nasıl hüsrandan hüsrana düştüğüne işaret etti. 1950'den sonra da modern çizginin postmodern bir çizgiye değiştiğini, insanlığın acı tecrübelerinden sonra modern çizginin yeniden maneviyata, dine, inanca yönelen bir çizgiye oturduğunu ve bu çizginin gelişerek 2017'ye gelindiğini vurguladı.

Netice olarak bu fitrî çizgide batıl dinler ve muharref semavî dinlerin varlığına rağmen, günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan gelen İslâm Dininin ne kadar önemli ve etkili olacağının altını örneklerle çizdi.


Haber Resimleri