MİNİ ANKET
Üniversitemiz Uzaktan Eğitim Programları arasında mevcutların dışında hangi yüksek lisans programının açılmasını istersiniz?









Katılımınız için teşekkür ederiz.
Sonuçlar yeterince oylama yapıldıktan sonra yayınlanacaktır

“Türk Dili Konuşan Ülkelerde Din Eğitimi” konulu çalıştay düzenlendi.

Ahmet Yesevi Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsünde “Türk Dili Konuşan Ülkelerde Din Eğitimi” konulu çalıştay düzenlendi.

Avrasya Araştırma Enstitüsü olarak düzenlediğimiz Türk dili konuşan ülkelerde din eğitimi adlı çalıştaya Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan'dan bilim adamları katıldı. Çalıştay’da ana hatlarıyla Türk dili konuşan ülkelerdeki din eğitiminin özellikleri, farklılıkları ve ortak yönleri ile din eğitiminde teorik ve uygulama konularının yanı sıra din eğitimi çalışmalarında ehliyetli ve liyakatli eğitimcilerin daha iyi yetiştirilmesi ile din eğitiminin okullarda daha kaliteli seviyeye ulaştırılması konuları tartışıldı. Çalıştay’ın ilk oturumunda Türk dili konuşan ülkelerde sosyal bilimler alanındaki din eğitimi sorunları konusu üzerine bildiriler sunulurken ikinci oturumun konusu ise Türk dili konuşan ülkelerin yüksek eğitim kurumlarında din eğitimi: günümüz tecrübesi ve geleceği olmuştur.

Çalıştayın açılış konuşmalarını Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosu sayın Rıza Kağan Yılmaz, Din İşleri ve Sivil Toplum Bakanlığı Din İşleri Komitesi Din Eğitimi Dairesinin Başkanı Dr. Balğabek Mırzayev, Proje koordinatörü Haziret Ali Tursın ve Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Nevzat Şimşek yaptı.

Çalıştayın ilk açılış konuşmasını Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosu sayın Rıza Kağan Yılmaz yaptı. Rıza Kağan Yılmaz konuşmasına herkesin Regaip kandilini kutlayarak başladı. Din eğitiminin oldukça önemli bir konu olduğunu ve bu konuda Türkiye ile Orta Asya ülkelerinin belirli ölçüde tecrübelerinin olduğunu ifade etti. Günümüzde İslam karşıtlığı ve radikal grupların arttığını ve bu bağlamda terörizmin dini, dili veya milliyetinin olmadığını ve terörizme herkesin karşı durması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin dini motifleri kullanan terör örgütlerinin yıkımını yakından bildiğini ve FETO terör örgütü tarafından 15 Temmuz darbe girişiminde birçok şehit ve gazi verdiklerini sözlerine ekledi. Bütün mevzunun toplanarak din eğitimi konusuna geldiğini ve gençlere dini değerleri öğretmenin önemini vurgulayarak konuşmasını bitirdi.

İkinci açılış konuşmasını yapan Din İşleri ve Sivil Toplum Bakanlığı Din İşleri Komitesi Din Eğitimi Dairesi Başkanı Dr. Balğabek Mırzayev konuşmasında ana hatlarıyla Kazakistan’da dini eğitim konusu hakkında detaylı bilgiler sundu. Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in açıklamış olduğu üçüncü modernizasyon planı içerisinde beşeri sermayenin arttırılması konusu içerisinde din eğitimi konusuna değindiğini belirtti. Günümüzde Kazakistan’da din eğitimi alanında uzmanlar yetiştiren üniversitelerin yanı sıra dini eğitim veren kursların bulunduğunu ve bu kursların onaylanmış ders müfredatları ile hocalarının olduğunu ifade etti. Lakin din eğitimi konusunda ders kitapları gibi belirli konularda yetersizliklerin bulunduğunu ve bunların Din İşleri Bakanlığı ile akademisyenlerin bir araya gelerek daha entegre çalışmaları durumunda giderilebileceğini ifade etti. Türkiye ve Orta Asya’nın çeşitli ülkelerinden gelen akademisyenlerin fikir ve tecrübe alışverişine imkân sağlayan bir çalıştay düzenlediği için Avrasya Araştırma Enstitüsüne teşekkür etti.

Haziret Ali Tursın Türk dili konuşan ülkelerde din eğitimi çalıştayının araştırma süreci devam eden bir proje olduğunu ve çalışmayı Sovyetler Birliği sonrasında bölgede dini eğitim vermenin tarihçesinden sorunlarına kadar çeşitli konuları inceleyerek beşeri bilimlerde bütünleşmeye hizmet edecek olan bir proje olarak değerlendirdi. Türkiye’de dini eğitim metodolojisinin oldukça gelişmiş ve yüzyıllara dayanan bir tecrübesinin bulunduğunu ifade etti. Bölgede ise 70 sene Ateist düşüncenin ömür sürdüğünü ve günümüzde hala Rusya’nın çemberinden çıkılamadığını dile getirdi. Bu konuda ortak bir metodoloji geliştirilmesi ve Türkiye modelinden yararlanılması gerektiğini düşündüğünü ifade etti. Dahası orta sınıflar için ders kitaplarının hazırlanması, dini eğitim veren ve uzman yetiştiren yerlerin sayısının arttırılması ve din eğitimi konusunda tecrübe alışverişi ile geleceğe dair fikirlerin üretilmesi gerektiğini belirtti.

Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Nevzat Şimşek konuşmasında Avrasya Araştırma Enstitüsünün birçok konuda çeşitli çalışmalar yaptığını ve bu konular arasında ise din gibi çok önemli bir konuya kayıtsız kalamayacaklarını belirtti. Dil, din, tarih ve arkeoloji gibi alanlarda projeler ile araştırma yaptıklarını dile getirdi. Bu çalıştayın alanında uzman akademisyenlerinde katılımı ile Türk dili konuşan ülkelerde din eğitimi konulu projenin bir sonuç toplantısı niteliğinde gerçekleştirilmekte olduğunu ifade etti. Dini anlama, anlatma ve uygulama açısından çeşitli yaklaşımlar olduğunu, bunlardan kiminin akla, kiminin güce, kiminin mistik tecrübeye daha çok önem verdiğini, Yesevi, Hanefi, Maturidi çizgisinin akıl taraftarlığı denilen bir çizgiyi ifade ettiğini ve Anadolu Müslümanlığı ile Orta Asya Müslümanlığının bu çizgiden beslendiğini ifade eden Şimşek, Vahabiliğin Haricilere dayanan kökle dini radikalizmi beslediğini ve bu tür aşırı akımların din eğitimi zayıf olan yerlerde daha fazla kendilerine zemin bulduğunu söyleyerek din eğitiminin önemine işaret etti.

Çalıştaydaki oturumların moderatörlüğünü yapan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Rektör Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eren konuşmasında din eğitiminin her dönemde canlılığını korumakta olduğunu ifade etti. Zamanında bazı sosyologların dinin tarihte bir anı olarak kalacaktır yorumları yaptıklarını ve aynı insanların 1980-1990’lı yıllardan sonra  dinin eskisinden de daha güçlü bir şekilde toplumsal ve siyasal hayata belirleyici bir aktör olarak geri döndüğü konusuna vurgu yaptıklarını ifade etti. Eren bütün patolojik durumlara rağmen dinin insanlara hala maddi ve manevi anlamda ciddi katkılar yaparak varlığını devam ettirdiği söyledi.

Oturumun ilk konuşmacısı olarak Lev Gumilyev Avrasya Milli Üniversitesinden Dr. Asylbek Izbairov Kazakistan Cumhuriyeti'nde Din Siyasetini Uygulayan Hükümet Kurumları ile Müftülüğün Fonksiyonları adlı bildirisinde ana hatlarıyla Kazakistan’da din eğitiminin yayılış süreci hakkında detaylı bilgiler sundu. Din eğitimi konusundaki çalışmaları tarihsel açıdan 2005 öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırdı.  Din eğitimi alanında 2000 yılına kadar fazla bir çalışmanın olmadığını lakin 2005 yılında kurulan Din İşleri Komitesi ile birlikte birçok değişikliğin ve çalışmaların yürütüldüğünü iletti. 1990’ların başında dini eğitim verme adına Arapların Kazakistan’a gelerek Arapça ders verdiklerini, bazı üniversiteler ve Arap bölümlerinin açıldığını ifade etti. Din İşleri Komitesinin din işlerini kontrole alması ve kurumsallaşmaya başlaması ile birlikte birçok ders veren yerlerin kapatıldığını belirtti. Günümüzde Kazakistan’da 9 medrese ve din bölümleri bulunan 6 üniversitenin olduğunu ifade etti.

Hazret Ali Tursın Taşkent İslam Üniversitesinden Prof. Dr. Saidakbar Agzamhodjayev’in adına Özbekistan Cumhuriyetinde Din Eğitimcileri Hazırlama Sistemi konulu bildiriyi sundu. Özbekistan’ın bölgede din eğitimini devlet kontrolüne alan ilk ülke olduğunu belirtti. Ülkede 16 inanca bağlı toplam 238 dini organizasyonun bulunduğunu ve bunların arasında en çok İslam dinine bağlı organizasyonların yer aldığını iletti. Ayrıca Özbekistan’da 100 tane medrese bulunup bunların 20’sinin devlete bağlı olduğunu bildirdi. Tarihte 15-19 yüzyıllar arasında büyük medreselerin kurulması ve birçok önemli alimin buralarda yaşaması ile oluşan bilgi mirası nedeniyle din eğitimi konusunda Özbekistan’ın derin tecrübelere sahip olduğunu ifade etti. Lakin bu zengin mirasın 1917 devrimi sonrasında azaldığını belirtti. Günümüzde Taşkent İslam Üniversitesi ile Taşkent İslam Enstitüsünün din eğitimi verdiğini ve üniversitenin görevleri arasında hem akademik çalışmalar yapmak hem de uzmanlar yetiştirmenin yer aldığını belirtti.

Yrd. Doç. Dr. Tahir Aşirov’un yerine Türkmenistan Cumhuriyeti’nin Yüksek Eğitim Kurumlarındaki Din Eğitim konulu bildiriyi Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümünden Yrd. Doç. Dr. İlyas Erpay sundu. Konuşmasında ana hatlarıyla Türkmenistan’daki din eğitiminin genel durumunu değerlendirerek çeşitli bilgiler verdi. Türkmenistan’da ortaokul ve lisede din eğitimi için okutulan kitapların çoğunun Sovyetler Birliği zamanında hazırlanması nedeniyle içerik bakımından dini bilgilerinden daha çok edep ve ahlak konularının yer aldığını ifade etti. Konu üzerinde ulemaların ve akademisyenlerin çalıştığını lakin eski kitapların ve çalışmaların güncel gelişmeler göz önüne alınarak geliştirildiği takdirde Türkmenistan’da din bilgisinin artabileceğini sözlerine ekledi.

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öcal Türkiye Cumhuriyetinde Din Eğitiminin Günümüzdeki Teorisi ve Metodolojisi adlı bildirisinde Türkiye’de din eğitiminin tarihsel süreci ve şu anki durumu hakkında detaylı bilgiler sundu. Dinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu ve hak dinler ve batıl dinler olarak da ikiye ayrılabileceğini ifade etti. Tarih boyunca hiçbir milletin dinsiz yaşamadığını ve din duygusunun doğuştan var olduğunu dile getirdi. Sağlıklı verilen din eğiminin insanlığa zarar vermeyeceğinin altını çizdi. Konuşmasının devamında Türkiye’deki eğitim sistemi ve İmam hatipler konularında çeşitli bilgiler paylaştı. Dahası din bilgisi ve eğitimi ile ilgili çeşitli projeler ve çalışmaların da yürütüldüğünü iletti. Konuşmasının devamında Türkiye’de din eğitimi veren ve uzmanlar yetiştiren birçok üniversite olduğunu ifade etti ve örnek olarak 86 ilahiyat fakültesi bulunduğunu belirtti. Buna ek olarak genel olarak Diyanet İşleri Bakanlığı’nın kadrosu ve faaliyetleri hakkında bir takım bilgiler sundu. Dini eğitimi verecek muallimlerin iyi yetiştirilmesi, ders kitaplarının hazırlanması, öğrenci değişim programları ile ortak din eğitimi çalışmaları yapacak komisyonların kurulmasının din eğitiminin kalitesinin artmasında faydalı olacağını bildirdi. Konuşmasının sonunda Türkiye’de devlet kontrolü altında İslam’ın ruhundan ayrılmayarak din eğitimi yaptırıldığını dile getirdi.

Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Yrd.Doç.Dr. Dilara Tınas yerine Oş Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Samagan Myrzaibraimov konuşmasında ana hatlarıyla Kırgızistan’da din bilgisi konusunda coğrafi ayrım ve dini eğitim veren kurumlar hakkında çeşitli bilgiler verdi. Kırgızistan’ın Güney kesiminde yaşayan halkın Kuzey kesimine göre din bilgisi konusunda daha bilinçli olduğunu ifade ederek bunun sebepleri arasında Güney’de Ruslaşma etkisinin daha az olduğunu belirtti. Günümüzde Kırgızistan’da din eğitimi verebilen 1 üniversite ve 90’a yakın medresenin bulunduğunu belirtti. Ülkede başka dine geçenlerin sayısının azaldığını ifade etmenin yanı sıra dışarıda din eğitimi almanın zorlaştığını da sözlerine ekledi. Din eğitimi konusunda uzman kişilerin devlet kurumları ile beraber çalıştığını belirtmenin yanı sıra din eğitimi konusunda Türkiye’nin tecrübesinden yararlanılabileceğini ifade etti.

Hakkari Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. İslam Musayev Azerbaycan Cumhuriyetinde Bağımsızlık Yıllarında Din Eğitimi konulu bildirisinde ana hatlarıyla Azerbaycan’ın din ve devlet politikası, Azerbaycan anayasasındaki din ile ilgili kanunlar ve din eğitiminin güncel durumu konularına değindi. Konuşmasına Azerbaycan ile Kazakistan’ın etnik yapısının farklı olduğunu ve halkın 65%’inin Şii 35%’inin ise Sünni olduğunu belirtti. Azerbaycan’ın resmi olarak bir dininin olmadığını ifade etmenin yanında anayasada bulunan düşünce özgürlüğü ile ilgili bazı yasalar hakkında çeşitli bilgiler sundu. Din eğitimi konusunda 1992 yılından itibaren ülkeye Arapların ve Türklerin geldiğini ve Azerbaycan’da devlet kontrolünden geçmiş 692 Müslüman inancına ve 17 Hristiyan inancına sahip dini organizasyonların bulunduğunu belirtti. Azerbaycan’da 1990’lı yıllarda ilk ve orta öğretimde din dersinin bulunmadığını ve 2006 yılında ise pilot uygulama ile 4. sınıflara hayat bilgisi şeklinde verildiğini belirtti. Üniversite seviyesinde ise Bakü İslam Üniversitesi ile Bakü İlahiyat Üniversitelerinde ilahiyat fakültelerinin bulunduğu belirtti.  

Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümünden Yrd. Doç. Dr. İlyas Erpay Türk Cumhuriyetlerindeki Günümüz Dini Eğitimin Ortak Yönleri ve Özellikleri adlı bildirisinde genel olarak ülkelerin din eğitimlerinde benzeyen noktalar ile farklılıklara değindi. Konuşmasına din eğitimi ile din öğretimi arasındaki farklılığa değinerek başladı. Türk dili konuşan ülkelerde din eğitiminin karşılaştırılması için öncelikle bu ülkelerin geçmişlerine bakılması gerektiğini belirtti. Bağımsızlık sonrası bölgedeki ülkelerde İslam eğitimi çalışmalarının arttığını ve Özbekistan hariç İslam eğitimine devlet tarafından bir baskı uygulanmadığını dile getirdi. Erpay farklılıkları ve ortak yönleri 4 konuya ayırarak incelenebileceğini ve bu konuların anayasal, etnik, siyasi ve sosyal farklılıklar ve ortak yönler olduğunu ifade etti. Türkiye’de din eğitiminin mevcut eğitim sistemi içerisinde yer alırken Türk Dünyası ülkelerinde seçmeli ders olarak bulunduğunu ifade etti. Din ve devlet ilişkisinde laiklik konusunda ülkelerin benzer politikalarının bulunduğunu lakin laiklik anlayışında ise büyük farklılıkların bulunduğunu dile getirdi. Etnik açıdan bakıldığında ise örneğin Kazakistan’ın çok kültürlü bir ülke olduğunu ve nüfusunun 63%’ünün Kazak 23%’ünün Rus olduğunu ifade ederken Türkiye’de ise halkın 99,2%’sinin Müslüman olduğunu belirtti. Türkiye’de 86 ilahiyat fakültesi var iken Türk Dünyasında toplam 14 ilahiyat fakültesi olduğunu belirterek bu tür birçok karşılaştırmalar hakkında bilgiler verdi.  

Çalıştay değerlendirme bölümünde katılımcıların görüş alışverişinde bulunması ile sona erdi.


Haber Resimleri